
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2019/2456
KARAR NO : 2019/1688
TÜRK MİLLETİ ADINA İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 01/11/2019
NUMARASI : 2019/1197 Esas 2019/210 Karar
DAVA : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR
TARİHİ : 31/12/2019
Dava şartı yokluğundan davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının …. Ltd. Şti.’nin … A.Ş.’den (Temlik alan A.Ş.) 19/04/2013 tarihinde çekilmiş olan krediye kefil yapıldığını, söz konusu kefalet işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kredi işlemlerinde kefalet işlemlerinin usul ve yasaya aykırı yapıldığının tespiti ile davacı kefilliğinin iptalinin, kredi sözleşmesine istinaden yapılmış olan İstanbul …. İcra Dairesinin … esas sayılı takip dosyasında kefil borçlu olmadığının tespiti ile kefil borçlu sıfatının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde; … alacaklarının … A.Ş.’ye devir temlik edildiğini, genel kredi sözleşmesini davacı …, dava dışı … ve ….Ltd. Şti.nin müteselsil kefil müşterek borçlu sıfatıyla işbu sözleşmeyi imzaladığını, dava dışı borçlunun genel kredi sözleşmesinden doğan borçlarını vadesinde ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edildiğinin ihtar edildiğini, ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine İstanbul ….İcra Dairesi … esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davacının iddialarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin alacağının tahsilinde gecikmeye neden olduğu gerekçesiyle uğranılan zararın tazmini için davacı aleyhine inkar tazminatına ve takip konusu alacağın %10’u oranında para cezasına hükmedilmesini talep ederek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, arabuluculuğa başvurmadan doğrudan dava açıldığı, dava menfi tespit davası olup alacak-borç ilişkisinden kaynaklı ihtilaf olması nedeniyle TTK’nın 5/A-1 maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olduğu davalardan olduğu gerekçesiyle HMK’nın 114/2. ve 115/2. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davaya konu kefalet sözleşmesinin BK 583/1 maddesi hükmüne aykırı olduğunu, kredi sözleşmesinde davacı müvekkilinin soyadının yanlış yazıldığı gibi, yazıların hiçbirinin davacının el ürünü olmadığını, işbu davanın konusunun para alacağı değil, kefalet işleminin usul ve yasalara aykırı yapıldığının tespiti ve iptali istemi olduğunu, mahkeme kararının somut dava konusu ile bağdaşmadığını, kredi sözleşmesinin örneğinin davacıya verilmediği gibi, kredi borcu ile ilgili bugüne kadar herhangi bir ihtar ve icra takip dosyasında tebliğ de yapılmadığını belirterek kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE : Dava; İİK.’nın 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK’nın 114/1 maddesinin birinci fıkrasında, tüm davalar bakımından geçerlilik taşıyan dava şartlarının neler olduğu hususu açıkça hükme bağlanmış, HMK 114/2 maddesinde ise diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümlerin saklı olduğu belirtilmiştir. 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. ….hükmü uyarınca konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale getirilmiş, yani arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.BUNA GÖRE; KANUNUN LAFZINA BAKILDIĞINDA VE BAĞLAYICILIĞI NEDENİYLE ALACAK VE TAZMİNAT TALEBİNİN AYNI DAVA İÇERİSİNDE VE BİRLİKTE TALEP EDİLMESİ GEREKTİĞİ ANLAMI ÇIKMAKTADIR. BU DA KANUN KOYUCUNUN AMAÇLADIĞI BİR DURUM OLARAK YORUMLANAMAZ. BİR KISIM UYGULAYICININ VARDIĞI SONUÇ GİBİ, SADECE ALACAK VEYA TAZMİNAT DAVALARINDA ARABULUCULUK DAVA ŞARTI ÖNGÖRÜLDÜĞÜ GİBİ BİR SONUCA DA VARILAMAMAKTADIR. AYRICA HER MENFİ DAVASININ, İSTİRDADA DÖNÜŞEBİLECEĞİ DE GÖZDEN UZAK TUTULMAMALIDIR. KANUN’DA ALACAKLI VEYA BORÇLU TARAFINDAN AÇILACAK DAVA İLE İLGİLİ HERHANGİ BİR AYIRIM VE SINIRLAMA DA YER ALMAMIŞTIR. BURADA KANUN KOYUCU TALEP VEYA DAVA TÜRÜ NE OLURSA OLSUN DAVA KONUSU BİR MİKTAR PARA ALACAĞI OLAN TÜM TALEPLER HAKKINDA, ALACAKLI VE BORÇLU AÇISINDAN BİR AYIRIM YAPILMADAN VE BİR SINIRLAMA GETİRİLMEDEN DAVA AÇILMADAN ÖNCE ARABULUCUYA BAŞVURULMUŞ OLMASINI, DAVA ŞARTI OLARAK DÜZENLEMEYİ AMAÇLAMIŞTIR.ELBETTE Kİ MENFİ TESPİT TALEBİ İLE ALACAK TALEBİ HUKUKEN AYNI KAVRAMLAR DEĞİLDİR VE BU DAVALAR SONUCUNDA NETİCE-İ TALEPLER İLE KURULACAK HÜKÜMLER DE FARKLIDIR.ANCAK BURADA DAVA KONUSU BİR MİKTAR PARA ALACAĞI İSE, AÇILACAK DAVANIN YA DA TALEBİN NE OLDUĞUNUN BİR ÖNEMİ YOKTUR. İSTER “ALACAK”, İSTER “MENFİ TESPİT”, İSTER “İSTİRDAT”, İSTER “İTİRAZIN İPTALİ”, İSTER “TAZMİNAT” TALEBİ OLSUN BU DAVALARIN ORTAK NOKTASI DAVA KONUSUNUN BİR MİKTAR PARA ALACAĞI OLDUĞUDUR. SADECE NETİCE-İ TALEPLER VE MAHKEMELERCE KURULACAK HÜKÜMLER BİRBİRİNDEN FARKLIDIR. SINIRLAYICI BİR YORUM YAPARAK MADDENİN SADECE ALACAK VEYA TAZMİNAT DAVALARIYLA SINIRLI BİR UYGULAMA YAPMANIN KANUN KOYUCUNUN İRADESİNE AYKIRI OLACAĞI MUHAKKAKTIR. Bu nedenle 6102 Sayılı TTK’nın 5/A maddesi gereğince menfi tespit talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmesi usul ve yasaya uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 353(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.31/12/2019



















